Tatilde çok güzel zaman geçirdik otelimiz rahattı bir sıkıntı yaşamadık her şey elimizin altında olması hiçbir gereksinime ihtiyaç duymamamız güzeldi bu nedenle fazla dışarı da çıkmadık akşam üstleri ya arabayla ya da yürüyüş yapmak amacıyla ufak gezintiler yaptık. Bundan önceki tatillerimizde gittiğimiz şehrin tatil yörelerini, beldelerini, görülecek yerlerini hergün bir yere gitmek üzere ziyaret eder gezerdik. Bu sefer bunu yapmadık çünkü daha önce de Alanya'ya gitmiş fazlasıyla gezmiştik bu yıl da Antalya Kemer Beldibi http://imperialdeluxe.com/# bu oteldeydik. Güzel bir tatildi Begüm bu yıl tam anlamıyla tatilin tadını çıkardı kafasına göre hareket etti ve ben hiçbir kısıtlama yapmadım ne yapmak istiyorsa önünü açmaya ve koşulları sağlamaya çalıştım onun için de güzel bir deneyimdi. Scooter'ını da yanımıza almamız tam isabetliydi. Kullanabileceği alan çoktu ve serbest bıraktım o da kendini resmen rüzgara teslim etti öyle bir binişi vardı ki görülmeye değer çok iyi kullanıyor bu konuda kendini geliştirdi. Sadece kendi binmeyip oradaki yabancı diğer çocuklara da binmeleri için teklif etti tabii biraz benim telkinlerim biraz da onun arkadaş sevgisi yardımlarıyla kazak kızlarıyla paylaştı scooter'ını ve dönüşte onlarla resim çekinerek ayrıldı oradan...
Bizimle birlikte toplasan 2-3 Türk ailesi vardık bu nedenle ben kendimi vatanımda yabancı gibi hissettim çoğunluğun yabancı olduğu bir beldede olduğumuzdan. Malesef yabancılar bizden daha çok faydalanıyorlar ülkemizin güzelliklerinden ve kıymetini de bilmiyoruz vatanımızın nimetlerinin bu da üzücü bir gerçek.
Begüm'ün iştahsızlığı haricinde her şey güzeldi. Havanın çok yakıcılığı yoktu hatta ilk günümüz yağmurlu diğer günler çok ne çok sıcak ne serindi. Buna rağmen biz Begüm ile kah sahilde kah havuzun dibinde takılırken her fırsatta hafif bronzlaşmaya çalıştım.Bana göre tatile gittinse hafifte olsa bir bronzluk olmalı...Amacım işe gelirken beyaz tenimle etekler giydiğimde kaymak gibi ortaya çıkmamak. Bir de etek giyerim ya sorma yılda toplasan belki 5-6'dır :)) Bir de bu yıl en çok da tatil dönüşünde bir hafta sonraki kuzenimin düğününde bronz tene açık renk güzel bir elbise giymeyi hayal etsem de elbise almamı son güne bırakarak siyah bir elbise giyebildim. Şu an tam bu düğünden bahsederken şimdi bir haber aldım gelinin annesi vefat etmiş üzüldüm çok üzüldüm kızının evlendiğini gördü ama kendi memleketi Balıkesir'de bir düğün yapıldı belki de sırf annesi için iki düğün düzenlenmişti ve bir de Ankara'da yapıldı annesi Ankara'daki düğüne gelememişti üzülmüştük buruktu gelinimiz ama çok da vahim değildi oysa şimdi! Çiçeği burnunda bir gelin evliliğinin henüz bir ayını doldurmadan annesini kaybetti ne büyük bir acıdır Allah'ım rahmet eylesin.
Konudan konuya atlıyorum ne oluyor bana yahu...Begüm'ün otelde bir de ablası oldu Natalia ablası otelin animasyon görevlilerinden birisi Begüm onu tercih etti sempatik bir kız her ne kadar Türkçe bilmediğinden anlaşamadığımız olsa da genelde sorun olmadı bir şekilde anlattım derdimi amacım Begüm'ün eğlenmesi ve aktivitelere katılmasıydı zaten. Bol bol fotoğraf çekindi ablasıyla ve gün içinde yemek saatinde bile laf attı sabah kahvaltılarında günaydınlaştılar,teşekkürler yağdırdı bırakamadı ablam da ablam benim de hoşuma gidiyor tabii oyunlar oynaması,parkta oynaması, yüzüne boyama yaptırdı, kum boyaması yaptılar, kuru kalem boyaması yaptılar, gece animasyonlarına katıldık ilk defa geçen yıllarda henüz küçük olduğundan pek katılamadık bu yıl bu yönden benim istediğim yönde bir tatil oldu bol aktiviteli bir tatil...
Begüm'ün Kazakistan, İngiltere, Almanya, Romanya ve çeşitli ülkelerden kısa süreliğine de olsa arkadaşları oldu birbirlerinin dillerini anlamıyorlardı ama bu onlar için hiç sorun olmadı onlar birbirlerini izleyerek, yardımlaşarak,oynayarak anlaştılar hiç sormadı bile anne ne diyor diye...
bense bu durumu ölümsüzleştirmek adına her anını fotolamaya gayret ettim biraz abartarak aynı kareyi 3-5 kere çekerek(en güzel görüntüyü sağlamak için)...
Her şey çok güzeldi işte o güzelliklerle başbaşa bırakıyorum her biri ayrı güzel seçmekte çok zorlandım ve daha fazla eleyemedim...
gitmeden önce geceleri okuduğumuz pamuk prenses ve yedi cüceler kitabımı buradaki figürlerle daha da pekiştirici oldu...
temizliğe her daim devam
babamla da oynaşırım...
Dağ tepe çıkıyoruz bitmek bilmiyor amacımız iki taş görmek yorulduk :))
Olimpos'ta yanartaşlar için zor da olsa patikalardan bir dağa tırmandık.
Arkamızda kara görünen yerler yanmaktaydı hiç sönmezcesine...
Onca yolu katedip yorgunluktan düşünce kendimizi serin suların üstüne kurulu, doğayla içiçe olan bu yere atıp oranın ismini anımsayamadığım meşhur bir lokantasında yemeğimizi yedik.
yine Olympos'a yakın bir sahilde denize girdik ilginç bir suyu vardı altından ıpılık akarken üst yüzeyinden buz gibi su akıyordu ki nedeni hemen yanı başımızda akan derenin buz gibi akıntısındandı...
tenis arkadaşları (Alman ya da İngiliz)
çok sevdiler birbirlerini ayrı dillerden konuşsalarda...
meşhur mu muşhur ablamız Natalia...
çok sevdiler birbirlerini (animasyoncu olunca :))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder