28 Temmuz 2010 Çarşamba

HASTANEDEYİZ

Geçtiğimiz cuma günü bir kaçamak yaptık Begüm ile hastaneye gittik ama kendim için tabi...
Ufak bir cilt problemiydi çok önemli değildi.Her sabah bizimle birlikte erken kalkan, işe gider gibi yollara düşen miniğim ile birlikte 9:00'a kadar uyuduktan sonra güzel bir kahvaltı yapıp taksiye atlayıp düştük hastaneye çok uzakta değil arabayla 10 dk. lık uzakta olan hastaneye gittik .Evden çıkışımız ufak bir çekişmeyle başladı.Annanesinin aylar önce belki de bir yıl önce aldığı ve Begüm'ün yüzüne bile bakmadığı küçük OKUL ÇANTASIna evdeki YKM ve Makromarketten aldığım (hala satışı mevcuttur) ufak masal kitaplarını,kuru boya kalemlerini,(http://www.tubitak.gov.tr/ yani Meraklı Minik Dergisinden çıkan eşleştirme kartlarını da doldurup sırtına taktırmaya çalıştı ben karşı çıktıysam da 2 yaşındaki kızıma yenik düştüm ve çantayla gittik hastaneye.Kapıdan içeri girdiğimizde tüm gözler bize çevrildi ve bir anda ilgi odağı olduk Begüm de bundan gayet memnundu.Kendisi kalabalık hastasıdır. AVM'de gezerken olsun oturup bir yerlerde yemek yerken olsun her ne yerde olursak olalım çevresinden arkadaşlık kurabileceği birilerini muhakkak bulur. Kendileri bu konuda uzmanlaştı artık.Hastanede bi yarım saat beklemem gerekiyordu ve dışarı çok sıcak olduğundan içeride beklemeye karar verdik bizimki duramadı karşıdaki oturaklarda duran kızları hemen ayarladı.Önce yanına çağırdı, sıra sıra oturdular onlara birer kitap çıkardı çantasından başladılar okumaya.


                                                              
Masumca oturup bakınıyordu ki...     


İşe karşısındaki kızları iyi bir incelemekle başladı


Şimdi çağırmak için yanlarına gidiyor...

  
                                                
 İşte kaynaşma hali...                              



Yoğun bir çalışma içindeler
              






Bayılıyorum bu hallarine umarım hep böyle kalır.İnşallah bu kitap sevgisi hiç eksilmez.Kitapları hep sevsin istiyorum.Hele ki bu arkadaş canlısı halleri yok mu beni hayran bıraktırıyor kendine.Geçtiğimiz hafta sonu yine AVM' de geziyoruz ben yine Begüm'e kitap dergi alma telaşındayım kasada bekliyorum, babasıyla birlikte beni bekliyorlar işimi bitirip yanlarına gittiğimde baktım bizimki yine yaşıtında bir kız çocuğuyla elele tutuşmuş "del deeell "diyor bisikletine bindirip arkasından onu itecekmiş bi o kadar da paylaşımcıyız yani gerisini siz düşünün.Parkta oynarken kimse yoksa etraftaki binaların balkonundaki kızları "ablaa ablaaa del" diye çağıran varsa büyük küçük demeyip oturup onlarla oynayan 

hava serinmiş bunaltıcıymış hastalanırmıyım demeyip grupça oynamayı çok seven hatta onlara gülücükler veren



hatta onları hakkını verene kadar inceleyen, büyüklerini örnek alıp onlar ne yaparsa aynısını uygulamaya çalışan iyi bir incelemeden sonra da (ayaktayken salıncakta sallanmaya kadar varan) uygulayan tatlı bir bıcırığa bazen de



 


şu haliyle gecenin 01:00 'i olmuş yatmayacağım, sütümü içmeyeceğim, uyumayacağım diye tutturup beni çileden çıkaran Begüm bu saatte mutfakta masanın üstünde şaklabanlık yapıp henüz atamadığı enerjisini atmaya çalışarak beni yıldıran sinir krizleri geçirten ama bu halimi de çek bloğa atarsın dedirten haliyle beni yıldıran bir meleğe sahibim.
Şimdi düşünüyorum da bunlar gelmiş geçmiş hatta bunların acısı da unutulmuş yani bundan sonraki çileler, yapılan eziyetlerde unutulacak geriye bu anılar kalacak ve bizi bir nebze gülümsetecek işte...Yani yapılması gereken kızmadan öfkelenmeden onlarla iletişim kurmak tabi o anda böyle düşünemiyoruz ama ... 

 

Hiç yorum yok: