15 Temmuz 2010 Perşembe

Ayvalık Cunda Maceralarımız

Evet 3 haftalık tatilimiz bitmiş ve işe başlamış durumdayız bir kazaya uğramadan geldiğimiz için şükrediyordum ki tatilin bitimine 4 gün kala sehpanın gazabına uğradık.Benim sporcu kızım yine hepimizin önünde ayağı kanepenin üstünde elleri sehpanın üstünde hareketler yapacağım şımaracağım derken sen eli kaysın sehpaya yüzünü çarpsın ve gözünün hemen altını sehpanın kenarına vursun sonuç mu kocaman bir morarık ve kan oturmuş bir göz.Rabbim öyle koruyor ki bu bebeleri...Şaşıyorum bu sınırı olmayan hareketliliğe.Yani tatilimizin ilk haftası dinlenerek gezerek geçti ama gel gelelim son iki haftamız kabus gibiydi .
Benim bitmek bilmeyen temizlik telaşım bütün iznimizi alt üst etti ne kocacığımla ne de Begüşümle ilgilenebildim.
Halbuki bu izin bize ilaç gibi gelecekti yani benim dileklerim bu yöndeydi.İzne çıkmadan kendime söz vermiştim Begüşüme tuvalet eğitimi verecektim ne gittiğim yerde yapabildim bunu nede evde yapabildim çünkü Ünal ne kamp yerinde ne de evde Begümün ortalığı kirletmesine tahammül edemedi ve böylece benim tuvelet eğitimi hayallerim suya düştü.Yapacak bişey yok kendi kendine öğrenecek diye umut ederek bu konuyu tam olmasa da rafa kaldırmış durumdayım.

Begüm tatile gitmeden önce Allahın her günü parka giderek kendini spor dalında oldukça geliştirmiş olacak ki kampta her akşam spor aletleriyle hareketler yaptı ve ben de dururmuyum tatil boyunca fotoğraf makinesi elimden hiç düşmedi.Kızımın her hareketini çekmeye çalıştım.

Cunda Adasından Begüş ile bir foto...

Annesine tam anlamıyla aşık bir çocuk bir an olsun kucağımdan inmedi desem yalan olmaz...Yine akşam gezmelerinden bir kesit ve yine kucağımda ama o, o kadar mutlu ki işte tüm yorgunluğum buna değer. 



Hiç yorum yok: