24 Nisan'da 28 Yaşımı devirdim sevinmeli miyim üzülmeli miyim bilemedim.Yaş ilerledikçe iyi bir olgunluk çöküyormuş insanın üstüne her ne kadar hala 23-24 gibi hissetsem de kendimi :))) Hala otuzuma gelmediğim için yine de mutluyum sanırım otuzlu yaşları söylemekte zorlanacağım. Evliliğimizin üstünden tam 4 yıl geçti kızım 3 yaşında bu süreçte neler yaşadığıma gelince düşünüyorum genelde çok güzel geçti hatta hayatımın en güzel ve anlamlı yıllarını geçirmişim önümüzdeki yıllar neyi gösterir bilemiyorum...Bu süreçte en can sıkıcı şeyin en üzücü şey babamızı yitirmek oldu tabi kendimi şu anda ofisin içinde ağlak bir vaziyette bulmak istemediğimden bunun üzerinde pek durmak ve üzülmek istemiyorum ki şu anda burnumun direği sızladı bile...Sen rahat uyu babacığım öpebilseydim keşke seni neyse :(((((.....burada dökülür yanaklarımdan ve geçilir.
Kızım canım kızımın daha da bir büyüdüğünü hissediyorum minik yumağım bana çok güç veriyor ailemizin bağlarını o güçlendiriyor bizi ayakta tutan o. Ünal ile hala bir iyi olma bir ters düşme hallerimize devam, ben küs kalamasam da onun çocukça küsme hallerini sevmiyorum ben kimseyle kötü olmayı sevmiyorum yaa başımı yastığa koyup düşündüğümde aklıma bir şey takılmamalı ne işte ne de evde üzücü bir olmamalı. Şu ara iyiyiz şükür.Bozulsa da toparlamak gerek....Her günümüz aynı geçse de kızım bana neşe vermeye devam ediyor onun bir sarılması bütün sıkıntılarımı unutturuyor.
İşyerinde her günüm aynı hiçbir ses hiçbir hareketlilik yok. Ünal ile aynı yerde çalışmaksa ayrı bir zulüm zaten. Hayatta geriye hiçbir renklilik kalmıyor havaların rengi bile bozuk ki hayatımızın rengi şurda kalsın. Eşinle paylaşacak bir şey bulamamak ne kötü, ne kötü hep birlikte olmak, özleyememek, yüzüne baktığında biliyorsun ki gün boyu neler yaşadı-yaşadık başka şeyler bekliyorsun ama her şeyi biliyorsun başka ne olabilir ki ne bekleyebiliriz ki birbirimizden farklı olan bir şey yok hayatımızda monotonluktan başka....Öyleki kızımın, gece yatma hazırlığımıza başlayıp başımızı yastığa koyduğumuzda bana sorduğu soruyu hep aynı cümlelerle cevapladığım gibi... hayat monoton. Sabah kalk yıkan, giyin, kuşan, çocuğu bırak, kahvaltı için simit evine uğrayıp 3-5 seçenekten birini alıp yedikten sonra işe başla, çalışıp akşamı yap, eve doğru yol alıp varsa market ihtiyacı onu karşıla, kayınvalideye gidip yemeğimizi yedikten sonra Begüm'ü alıp eve doğru yollan, evde 2-3 saat kadar kafamıza göre takıldıktan sonra yatış hergünkü rutinleşmiş işlerimiz bu işte. Bir hafta sonumuz çok renkli geçiyor ki buna da şükür iki gün tatilimiz var bu hafta sonumuzu bana ayırdık sayılır malum doğum günümdü cumartesi 23 Nisan şenlikleri vardı.Sabah biraz erken kalkalım dedik kahvaltı falan derken oldu 10.30 babasıyla çıktılar karşımızdaki okulun şenliklerini izlemeye gittiler ama onlar giderken öğrenciler dağılmaya başlamıştı bile pıtır pıtır dökülüyorlardı.Ben de onların yokluğunu fırsat bilip işlerimi halledeyim dedim ki baktım bunlar sallana sallana geliyor Begüm "Bayram mayram kalmamış" diyerek geliyor neyse ben işlerimi hallettikten sonra dedik hadi gidelim bize en yakın olan Avm'ye hazırlandık A CİTY'e gittik bahçedeki Luna Park bizim hoşumuza gitse de benim ötlek kızımın bu tür aktivitelerden korktuğunu bilsek de ona binmesi için teklifte bulunmaktan kendimi alıkoyamadım sonuç olumsuz olsa da....İçerilerde gezinirken bu bayram, Begüm için pek bir şey yapamamanın verdiği hüzünle oradan çıkacakken kendime güzel çok şık, afilli bir çizme beğendim ve aldım onun verdiği heyecan hüznümü yenmeme yetti. Bayram ile birlikte bu yılın ilk dondurmasını da ailece yemiş bulunuyoruz. Daha önce de yemek isteyip cesaret edememiştik hala süren serin havaların korkusundan.

Pazar günü ise Ünal'ın fazla mesaisi yüzünden doğum günümü istediğimiz gibi kutlayamadık. Akşama güzel yemekler hazırlayıp hiç değilse bu şekilde kutlamak istedim kendimce hafif bir tatlı hazıtrlamıştım Ünal'ın da getirdiği minik yaş pastasıyla bu faslı da bitirdik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder