4 Kasım 2010 Perşembe

BUGÜNLERDE NELER YAPIYORUZ

Araya benim grip olmam, benden Begüm'e, ondan babasına ondan da babannesine geçmesi benim iyişleştikten sonra tekrar hastalanmam girince uzadıkça uzadı bir türlü yazamadım. Bir de Begüm'ün tuvalete alışması ve kazalarımızın neredeyse sıfıra inmesiyle benim sıkı bir temizliğe girişmem sonrasında babamın vefatının senesinin dolması dolayısıyla mevlüt vermemiz araya girince daha da uzadı yazamayışım.Zaten işten çıktım eve girdim diyene kadar al sana 7.00 oldu e yemek ye kaldır kondur, bir sonraki günün yemeğini ayarla derken saat oluyor 9.00 - 9.30. Begüm iki haftadır öğle uykusunu da unuttu.
Bu günlerde rutinimizin dışındayız. Normalde, sabah işe giderken Begüm'ü babannesine götürüp akşam da yemeğimizi orada yeyip evimize çıkıyoruz. Şimdilerde babannesi ve dedesi, sabah biz evden çıkmadan geliyorlar.Gün boyu bizdeler akşam yatmaya evlerine geçiyorlar onlar bu durumdan hiç mi hiç hoşnut değiller ama Begüm ben ve babası çok memnunuz bu durumdan. Nedenine gelince, evimize gelmesi gereken önemli bir evrağın olması nedeniyle evde birinin bulunması gerek, evrağı elden alabilmek için.Begüm'ün sabahın erken saatinde annesinin omzunda battaniyelere sarılı vaziyette uyuklayarak gitme derdi yok, annesinin de sabah sabah babannenin evine kadar onlarca katı 15 kilo ağırlığı omuzlayarak taşıma derdi de yok (ne uzun bir cümle kurmuşum yahu bak hala uzatıyorum :))  kapıyı çek git ooooh) Çok rahatız yani tabi evrak gelene kadar gelince yine tıpış tıpış gideceğiz.Tabi bu durum bana, sadece rahatlığı getirmiyor bunun yanısıra, işten gelince kayınvalidesinde hazır sofraya oturan ben şimdilerde akşama ne yemek yapsam diye düşünür olmuş, yatana kadar yemek yapıp, evi toplayıp, Begüm'ü temizleyip, ihtiyaçlarını giderip, oynayıp, kudurduktan sonra uyutmak gibi sıkıntılı durumları da beraberinde getirir olmuştu.Ay cümlenin başıyla sonu birbirine uysun diye kaç defa okudum bee  :)) uzun cümle kurmakta üstüme yoktur anlatım bozukluğu olduysa affola arkadaşlar :))) Yani uzun lafın kısası eski halim çok daha rahattı yemeğimi yeyip yıkayıp tertemiz evime geçmek gibisi yokmuş, yani onların kıymetini şimdilerde daha iyi anlamış bulunmaktayım.Daha fazla uzatmadan gelelim dün ve daha önce çekip bir türlü bloğa koymaya vakit bulamadığım fotolara. Dün biraz vakit bulup Begüm ile önce odasını toplayıp dağınıklığı giderdikten sonra kitaplarının, oyuncaklarının ve yaptığı resimlerinin fotoğrafını çektim.Begüm de bana eşlik etti daha sonrasında uyudu. Aslında öyle birikti ki resimler sırayla koymaya çalışacağım. Gelelim dünkü fotoğraflara...



Toplamakla başedemediğim, aldığıma pişman olduğum ama kıyamayıp aldığım için iyiki almışım dediğim ve her kız çocuğuna alınmalı dediğim yemek setimiz.




kitap, oyuncak, ufak ıvır zıvırları toplayan, zamanında belki bir işe yayar diye durdurduğum ecza çantasının içinden çıkan bölmeli adını koyamadığım ve iyiki atmadığım kurtarıcım

ahşap oyuncaklarımız, yeni aldığımız alfaba seti


Begüm odasını tanıtıyor... Bu arada poz vermeye bayılır hanfendi.

sesli halımız

Eskiden altını açmak için kullandığım, yatağının ayakucunun üstünde duran kaldırıldığında yatağı büyüten komidinler, şimdilerde kaldırılıp yatağı uzatılarak oyuncaklarını ıvır zıvırlarını toplama işine yaramakta.

Yaptığı resimler ve boyamalarının birkaçı odasının duvarını süsleyerek Begüm'e ' BEN DAPTIM ' dedirtiyor.


Begüm'ün çalışma masası !   :))


Babasının aldığı ilk oyuncak. Begüm'ün ilk ayında alınmıştı...




kitap, dergi ve kartlarımız...



Hiç yorum yok: